Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Seren Doğantekin, çocukların yaz tatilini verimli geçirmelerine yönelik önemli değerlendirmelerde bulundu. Doğantekin, can sıkıntısının her zaman olumsuz bir durum olmadığını ve yalnızlık duygusuyla karıştırılmaması gerektiğini belirterek, dengeli bir tatil planının önemine dikkat çekti.
Can Sıkıntısı ve Yalnızlık Farkı
Klinik Psikolog Seren Doğantekin, can sıkıntısının çocuklarda üretkenliği dahi artırabileceğine işaret etti. Ebeveynlerin çocuklarının can sıkıntısı yaşadığında endişelendiğini ancak asıl önemli olanın çocuğun bu durumu nasıl değerlendirdiği olduğunu vurguladı. Doğantekin, “Eğer çocuk legolarla oynuyor, hikâyeler üretiyor, oyun kuruyor ya da ailesiyle vakit geçiriyorsa, bu durum gelişim açısından oldukça faydalıdır. Yani can sıkıntısı üretkenliğe dönüşüyorsa, bu olumsuz değil, destekleyici bir durumdur.” ifadelerini kullandı. Ancak can sıkıntısı ile yalnızlık duygusunun net bir şekilde ayrılması gerektiğini belirten uzman, canı sıkılan çocuğun bir şeyler üretmeye yönelirken, yalnızlık hisseden çocuğun içine kapanıp hiçbir aktiviteye yönelmediğini dile getirdi. Bu ayrımın dikkatle izlenmesi gerektiğini ekledi.
Esnek ve Dengeli Tatil Programları
Yaz tatili sürecinde tamamen serbest ya da aşırı katı yaklaşımların doğru olmadığını belirten Seren Doğantekin, gün içerisinde belirli bir düzenin olması gerektiğini vurguladı. Hiç ders çalışılmayan bir tatilin okul başladığında motivasyon kaybına yol açabileceği uyarısında bulundu. İlkokul ve ortaokul öğrencileri için haftanın belirli günlerinde ders çalışmak, kitap okumak veya çalışma kağıtları çözmenin uygun olabileceğini, ancak bu sürecin sadece akademik çalışmadan ibaret olmaması gerektiğini ifade etti. Müze gezileri veya belgesel izlemek gibi etkinliklerin de öğrenmeyi destekleyeceğini söyledi. Sınava hazırlanan öğrenciler için ise haftanın beş ya da altı günü ders çalışıp bir gününü dinlenmeye ayıracak daha planlı ama esnek bir program önerdi. Bu planın, hem eğlenceyi hem de öğrenmeyi içermesi gerektiğini belirtti.
Sosyal Medya ve Yalnızlık Riski
Ergenlik dönemindeki sosyal medya kullanımının kıyaslama davranışını artırabileceği konusunda uyarıda bulunan Doğantekin, “O tatile gitti, ben gitmedim” gibi düşüncelerin özgüven düşüklüğüne ve kaygıya yol açabileceğini ifade etti. Çocuklara sosyal medyada görülen her şeyin gerçek hayatı yansıtmadığının anlatılması gerektiğini vurguladı. Uyku düzeninin bozulmasının da duygu durum dalgalanmalarına yol açabileceğini ekledi. Doğantekin, çocuğun sosyal medyayı yalnızlık hissiyle sadece sosyal iletişim kurmak için kullanmasının bir risk göstergesi olabileceğini belirtti. Ergenler için bir gruba ait olma ihtiyacının çok güçlü olduğunu hatırlatarak, yaz tatilinde akran ilişkilerinin tamamen kesilmemesinin önemine değindi. Aksi takdirde yalnızlık ve “kimse beni anlamıyor” düşüncesinin gelişebileceği uyarısında bulundu.
Ne Zaman Profesyonel Destek Gerekir?
Her yalnızlaşma durumunun bir problem olmadığını belirten Doğantekin, eğer çocuk aileyle iletişim kuruyor, sorumluluklarını yerine getiriyor ve sosyal yaşamını sürdürebiliyorsa bu durumun gelişimsel olarak normal kabul edilebileceğini söyledi. Ergenlikte zaman zaman yalnız kalma isteği ve aileden uzaklaşma eğiliminin görülebileceğini ifade etti. Ancak sorun olarak değerlendirilmesi gereken durumları da açıkladı: “Sürecin iki haftadan uzun sürmesi, çocuğun odasından hiç çıkmaması, uyku ve beslenme düzeninin bozulması, sosyal ilişkilerden tamamen çekilmesi ve ‘kimse beni anlamıyor’ gibi ifadelerin artması önemli işaretlerdir. Bu durumda profesyonel destek gerekebilir.”
Teknoloji Kullanımında Denge
Teknoloji ve yapay zekâ kullanımının da dengeli değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Seren Doğantekin, önemli olanın kullanım biçimi olduğunu belirtti. Çocuğun teknolojiyi üretmek için mi yoksa sadece tüketmek için mi kullandığının önemli olduğunu vurguladı. Yapay zekânın doğru kullanıldığında hikâye yazma, karakter oluşturma, dil öğrenme veya kodlama gibi alanlarda üretkenliği destekleyebileceğini ancak tamamen hazır bilgiye bağımlı bir kullanımın doğru olmadığını ifade etti. Yaz tatilinde ideal yaklaşımın dengeli, esnek ama belirli bir rutini olan bir program olduğunun altını çizen Doğantekin, aileyle kaliteli zaman geçirilmesi, akran ilişkilerinin sürdürülmesi, fiziksel aktivitelerin yapılması ve küçük sorumlulukların verilmesinin önemini vurguladı. Aşırı serbestlik ya da aşırı planlılık yerine denge kurulması gerektiğini belirterek, çocukların hem dinlenebileceği hem de gelişimini sürdürebileceği bir yaz tatili planı oluşturulması gerektiğini sözlerine ekledi. Teknoloji kullanımında ise süre kadar içeriğe ve çocuğun yaşamındaki genel dengeye dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.




