Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte, çocukların dijital cihazlar karşısında geçirdiği zamanın ne kadar olması gerektiği konusu tekrar tartışılmaya başlandı. Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü'nden Araştırma Görevlisi Seher Sav, bu dönemde çocukların ekran kullanımına dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
Sokakların Yerini Dijital Dünyalar Aldı
Psikolog Seher Sav, geçmişte yaz tatillerinin çocukların sokaklarda, arkadaşlarıyla oyunlar oynayarak geçtiğini anımsattı. Sav, “Uzun yıllardır olduğu gibi bir yaz tatili daha kapımızda. Yakın geçmişe kadar yaz tatilleri hem çocuklar hem de aileler tarafından büyük bir heyecanla beklenirdi. Çocuklar günlerini mahallede, sokaklarda, akranlarıyla oyun oynayarak geçirirdi. Ancak son yıllarda bu coşkunun azaldığı görülüyor. Çünkü çocukların bir araya geldiği, neşeyle dolu sokakların yerini büyük oranda dijital platformlar aldı. Bu durum karşısında aileler ve uzmanlar genellikle ekranı bir bağımlılık sorunu olarak değerlendiriyor.” ifadelerini kullandı. Sav, eskiden saatlerce oyun oynayan bir çocuğa 'oyun bağımlısı' denmezken, bugün ekran başında belirli bir süre geçiren çocuklara kolayca 'ekran bağımlısı' denilebildiğini ve bu durumun çözüm olarak ekranı kısıtlamayı ön plana çıkardığını belirtti.
Teknoloji Kullanımına Gerçekçi Bir Bakış Açısı
Uzmanların genellikle günlük 1 ila 3 saatlik ekran süresi önerdiğini kaydeden Seher Sav, birçok ebeveynin bu önerilerin pratikte her zaman kolayca uygulanamadığını deneyimlediğini dile getirdi. Sav, “Bu konuya daha sakin ve gerçekçi bir yaklaşımla bakmak gerekiyor. Bir çocuğun herhangi bir etkinlikle uzun süre ilgilenmesi, tek başına o etkinliğe bağımlı olduğu anlamına gelmez. Belki de asıl değişen, eskiden sokakta saatlerce oyun oynayan çocukların ebeveynlerinin sözünü daha kolay dinlemesi; bugün ise ekran başındaki çocukların ebeveynlerinin isteklerini daha fazla ertelemesi ya da duymamazlıktan gelmesidir. Bu durumu hemen bağımlılık olarak etiketlemek, bizi asıl meseleden uzaklaştırabilir.” şeklinde konuştu. Sav, ebeveynlerin ekran süresinden çok, çocukların sorumluluk alışkanlıklarına odaklanması gerektiğini vurguladı.
Önce Sorumluluk, Sonra Keyifli Etkinlikler
Seher Sav, çocuklara ekran konusunda sınır koyarken sadece süre odaklı olmamanın önemine değindi. “İster yaz tatili olsun ister okul dönemi, çocuklara koyduğumuz sınırlar öncelikle sorumluluklarla ilgili olmalıdır. Ödev yapmak, kitap okumak, sınava çalışmak gibi etkinlikler çocuklar için her zaman cazip olmayabilir. Okuldan gelen ya da yaz tatilinde uykudan uyanan bir çocuk, sorumluluklarını yerine getirmeden doğrudan ekran başına geçtiğinde zaman kavramını kolayca yitirebilir. Bu durumda yapılması gereken işler ertelenir ya da tamamen unutulur. Bu nedenle çocuklara 'Önce sorumluluk, sonra keyifli etkinlik' alışkanlığı kazandırılmalıdır. Okul döneminde önce ödev yapılmalı, ardından ekran kullanılmalıdır. Yaz tatilinde de önce planlanan akademik etkinlikler tamamlanmalı; örneğin kitap okunmalı, tatil kitabından bir bölüm yapılmalı ya da belirlenen kadar test çözülmelidir. Bunlar tamamlandıktan sonra çocuk özgür bırakılmalıdır.” dedi. Sav, ailelerin çocuklarının dijital platformlarda kimlerle etkileşim kurduğunu da bilmeleri gerektiğini ekleyerek, çevrimiçi mesajlaşma olan oyunlardaki risklere dikkat çekti.
Yaz Tatili İçin Aile Sözleşmesi Önerisi
Yaz tatilinin, ekran kullanımı konusunda zorluk yaşayan aileler için önemli bir fırsat sunduğunu belirten Seher Sav, ailelerin çocuklarıyla birlikte kısa ve ciddi bir aile toplantısı yapabileceğini söyledi. Bu toplantıda yaz tatiline dair ortak kararlar alınabileceğini ve hatta küçük bir yaz tatili sözleşmesi hazırlanabileceğini ifade etti. Sav, “Çocuklara sadece 'ekrana bakma' demek çoğu zaman yeterli olmaz. Çocuklarımıza sosyal ve akademik etkinlikler konusunda yönlendirmeler yapmıyorsak dijital mecralar kaçınılmaz hale gelir. Bunun yerine onlara bir yaz tatili planı sunmak gerekir. Çocuğun yaşına ve sınıf düzeyine uygun şekilde günlük akademik etkinlikler belirlenebilir. Örneğin kahvaltıdan sonra kitap okuma, tatil kitabından belirli sayfaları tamamlama ya da kısa bir tekrar çalışması yapılabilir.” önerisinde bulundu.




