Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi (SBF) Dekan Yardımcısı ve Ebelik Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan, anne ve bebek sağlığı için kritik öneme sahip emzirme sürecine dair kapsamlı açıklamalarda bulundu. Esencan, anne sütünü artırmanın yolları, emzirme döneminde karşılaşılan zorluklar ve bu süreçte ebelerin rolünü değerlendirdi.
Gebelikten İtibaren Ebe Desteği
Ebelerin emzirme yolculuğunun başından itibaren annenin yanında olduğunu belirten Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan, desteğin gebelik döneminde başladığını ifade etti. Esencan, “Gebelik döneminde anne adayına emzirmenin bebek için ne denli değerli olduğu anlatılır. Doğumdan hemen sonraki ilk emzirmenin doğru başlatılmasına rehberlik ederiz. Doğumu takip eden ilk saatlerde sağlanan ten teması sonrası bebeğin memeye doğru yerleştirilmesi, ağız açıklığı ve emme pozisyonunun doğruluğu, sonraki emzirme başarısı için belirleyicidir.” şeklinde konuştu. Esencan, emzirmenin hem anne hem de bebek için öğrenilen bir süreç olduğunu vurguladı.
“Sütüm Yetmiyor” Algısı ve Gerçekler
Doğum sonrası annelerde sıkça görülen “Sütüm gelmiyor” veya “Sütüm yetmiyor” endişelerine değinen Doç. Dr. Esencan, gerçek süt yetersizliğinin yaygın bir durum olmadığını belirtti. Literatürde birincil, yani fizyolojik nedenlere bağlı süt yetersizliği oranının oldukça düşük olduğunu dile getirdi. Esencan, annelerin bu algısının çoğunlukla bebeğin emme sıklığının azlığı, yanlış emzirme pozisyonu, memeye geç başlama ya da ek gıda ve biberonla erken tanışma gibi önlenebilir sebeplerden kaynaklandığını ifade etti.
Emzirmede “Patron Bebek” Kuralı
Süt üretiminin temelinde arz-talep ilişkisinin yattığını vurgulayan Doç. Dr. Esencan, emzirme sıklığının önemine dikkat çekti. “Bu noktada annelere önerimiz; bebeği sık sık, gece dahil talebe göre emzirmesi, doğru emzirme tekniğini öğrenmesi ve mümkünse ilk günlerde bir ebeden destek almasıdır. Unutulmaması gereken nokta, emzirmede patron bebektir. Bebek ne kadar sık ve etkili emerse, meme o kadar çok süt üretir. Bu doğrultuda süreci takip etmek ‘sütüm yetmiyor’ sorununu çözmede önemli rol oynayacaktır.” dedi.
Anne Sütünün Taklit Edilemez Değeri
Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan, emzirmenin sadece bebeği beslemekten ibaret olmadığını belirtti. “Anne sütü, bebeğin bağışıklık sistemini destekleyen antikorlar, büyüme faktörleri ve bebeğin yaşına özel besin bileşimini bir arada barındıran, taklit edilemeyen biyolojik bir üründür. Emzirilen bebeklerde solunum yolu ve gastrointestinal enfeksiyonlar, orta kulak iltihabı gibi sorunların daha az görüldüğü, ileriki yaşlarda obezite ve tip 2 diyabet riskinin azaldığı bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur.” ifadelerini kullandı. Ayrıca emzirmenin anne sağlığına da faydaları olduğunu, doğum sonrası kanamayı azalttığını, rahmin hızlı toparlanmasına yardımcı olduğunu ve uzun vadede meme-yumurtalık kanseri riskini düşürdüğünü ekledi. Salgılanan oksitosin hormonunun anne-bebek bağlanmasını güçlendirdiğini ve annenin doğum sonrası ruhsal uyumuna katkı sağladığını da sözlerine ekledi.
Sık Emzirme ve Doğru Teknik Önemli
Bebeğin talebe göre günde sekiz ila on iki kez emzirilmesinin süt üretimini uyardığını vurgulayan Doç. Dr. Esencan, annenin dengeli beslenmesi ve düzenli sıvı tüketmesinin de süreci desteklediğini belirtti. Ancak tek bir “mucize besin” yerine genel beslenme düzeninin yeterli ve dengeli olmasının önemine dikkat çekti. Emzirme sırasında karşılaşılan meme ucu çatlakları, aşırı dolgunluk ve mastit gibi sorunların temelinde bebeğin memeyi yanlış kavramasının yattığını ifade eden Esencan, ebe desteğinin bu noktada kritik olduğunu, doğru pozisyon ve kavrama tekniğinin erken gösterilmesinin birçok sorunu önlediğini söyledi.
Yanlış İnanışlara Karşı Bilimsel Gerçekler
Toplumdaki yanlış inanışlara da değinen Doç. Dr. Esencan, “küçük memeli annelerin yeterli süt üretemeyeceği” düşüncesinin yanlış olduğunu, süt üretim kapasitesinin meme büyüklüğüyle değil, bez dokusunun işlevselliğiyle ilgili olduğunu açıkladı. Bebeğin sürekli ağlamasının her zaman süt yetersizliği anlamına gelmediğini, birçok farklı nedenden kaynaklanabileceğini belirtti. Son olarak, “ilk süt faydasızdır” inanışının da bilimsel gerçeklerle çeliştiğini ve kolostrumun bebeğin en değerli ilk besini olduğunu vurguladı.




