Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi'nden Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, yüksek sıcaklıkların insan beyni üzerindeki çeşitli etkilerine dikkat çekti. Alp, beynin vücut ağırlığının sadece yüzde 2'sini oluşturmasına rağmen toplam enerjinin yaklaşık yüzde 20'sini tüketen son derece hassas bir organ olduğunu vurguladı. Yüksek sıcaklıklar altında vücudun öncelikle kendi ısısını dengelemeye çalıştığını, bu süreçte cilt damarlarının genişlediğini, terlemenin arttığını ve dolaşım sisteminin yeniden düzenlendiğini belirtti.
Sıcak Hava ve Bilişsel Performans
Aşırı sıcak koşullarda meydana gelen sıvı ve elektrolit kayıplarının beyne ulaşan kan akımını ve oksijenlenmeyi olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Alp, bu durumun dikkat, karar verme, işlem hızı ve yürütücü işlevler gibi üst düzey bilişsel süreçlerde geçici bozulmalara yol açabileceğini aktardı. Ayrıca sıcaklık artışının, sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan nörotransmitter sistemlerinin çalışma dengesini etkileyerek kişide yorgunluk, dalgınlık ve zihinsel yavaşlık hissine neden olabileceğini söyledi. Araştırmaların, uzun süreli sıcak maruziyetinin dikkat, konsantrasyon, çalışma belleği ve problem çözme performansında azalmaya yol açtığını gösterdiğini dile getiren Alp, beynin sıcak ortamda hem bilişsel görevleri sürdürme hem de vücut ısısını dengeleme çabasının zihinsel performansı düşürebileceğini, hata yapma olasılığını artırabileceğini ve karar verme süreçlerini yavaşlatabileceğini belirtti. Özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı olanlar ve yoğun zihinsel performans gerektiren işlerde çalışanların bu etkilerden daha fazla etkilenebileceği uyarısında bulundu.
Dehidrasyon ve Nörolojik Riskler
Vücudun susuz kalmasının (dehidrasyon) beyin fonksiyonlarını doğrudan etkileyen önemli bir faktör olduğunun altını çizen Alp, beynin yaklaşık yüzde 75'inin sudan oluştuğunu ve sinir hücrelerinin sağlıklı çalışması için uygun sıvı-elektrolit dengesinin kritik olduğunu vurguladı. Sıvı kaybının kan hacmini düşürerek beynin beslenmesini zorlaştırabileceğini, sodyum ve potasyum gibi elektrolitlerdeki değişimlerin ise sinir hücrelerinin elektriksel iletişimini etkilediğini açıkladı. Bu durumun dikkat azalması, zihinsel yavaşlama, unutkanlık, baş ağrısı, reaksiyon süresinde uzama ve karar vermede güçlük gibi sonuçlara yol açabileceğini, hatta hafif düzeydeki sıvı kaybının bile bilişsel performansta ölçülebilir düşüşlere neden olabileceğini belirtti. Alp, sıcak çarpmasının ise tıbbi acil müdahale gerektiren ciddi bir durum olduğunu, vücut sıcaklığı aşırı yükseldiğinde beyindeki koruyucu mekanizmaların yetersiz kalmaya başladığını, bunun kan-beyin bariyerinin bozulmasına, sinir hücrelerinde metabolik stres ve inflamatuvar yanıta yol açabileceğini ifade etti. Klinik olarak bilinç bulanıklığı, konuşma bozukluğu, yönelim kaybı, davranış değişiklikleri, nöbetler ve ağır vakalarda koma görülebileceğini, tedavi gecikirse kalıcı nörolojik hasar riskinin ortaya çıkabileceğini ekledi.
Sıcak Havada Sinirlilik ve Korunma Yolları
Sıcak havalarda görülen sinirlilik ve huzursuzluğun hem biyolojik hem de psikolojik etkenlere bağlı olduğunu belirten Alp, yüksek sıcaklıkların uyku kalitesini bozabileceğini, fiziksel rahatsızlığı artırabileceğini ve stres toleransını azaltabileceğini, bunun da gerginlik ve tahammülsüzlük gibi psikolojik sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi. Ayrıca sıcaklığın beyindeki serotonin, dopamin ve diğer nörotransmitter sistemlerini etkileyebileceğini, dehidrasyon ve yorgunluğun da sinir sisteminin işleyişini değiştirerek irritabiliteyi artırabileceğini kaydetti. Alp, beyni sıcak havanın olumsuz etkilerinden korumak için bazı basit önlemler alınabileceğini hatırlattı. Bunlar arasında gün boyunca susamayı beklemeden düzenli sıvı tüketmek, özellikle öğle saatlerinde uzun süre doğrudan güneşte kalmamak, kapalı ortamların yeterli havalandırılmasını sağlamak, düzenli ve kaliteli uyku almak, yoğun fiziksel aktiviteleri günün serin saatlerine planlamak yer alıyor. Alp, yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı olan bireylerde sıcak stresine karşı daha dikkatli olunması gerektiğini, terlemeyle kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin dengeli biçimde yerine konmasına özen gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak, vücudun sıvı ve sıcaklık dengesinin korunmasının beyin fonksiyonları için kritik olduğunu ve bu basit önlemlerin bilişsel performansı korumada ve nörolojik riskleri azaltmada önemli katkı sağladığını belirtti.




