Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, kan bağışının tıbbi tedavilerdeki vazgeçilmez rolüne dikkat çekti. Sönmezoğlu, özellikle genç ve sağlıklı bireylerin kan bağışına aktif katılımının, hastaların hayatını kurtarmak için kritik olduğunu ifade etti. Türkiye'nin yıllık kan ihtiyacının yaklaşık 3 milyon ünite olduğunu belirten Prof. Dr. Sönmezoğlu, günümüzde kanın yerini tutabilecek hiçbir tıbbi ürün veya yöntemin bulunmadığını, bu nedenle gönüllü bağışçıların öneminin paha biçilemez olduğunu söyledi.

Gönüllü Bağışçılar Tek Kaynak

Tıp teknolojilerindeki hızlı ilerlemelere rağmen, kan naklinin hala gönüllü bağışçılara bağımlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Eğer insanlar kan bağışlamazsa, biz de hastalara kan nakli yapamayız. Tıbbın temel ihtiyacı, kendini sağlıklı hisseden bireylerin periyodik olarak kan bağışında bulunmasıdır” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Sönmezoğlu, ameliyatlar, onkolojik tedaviler ve acil durumlar için kanın tek kaynağının, belirli sağlık kriterlerini karşılayan gönüllü bağışçılar olduğunu yineledi. Bu durumun, kan bağışını sadece bireysel bir eylem olmaktan çıkarıp, toplumsal bir sorumluluk haline getirdiğini belirtti.

Kan Bağışının Bilinen Bir Zararı Yok

Kan bağışı için 18 ila 65 yaş arasında, sağlıklı ve kronik hastalığı bulunmayan kişilerin uygun olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sönmezoğlu, birçok kişinin uygun olmasına rağmen zaman ayırmakta zorlandığını dile getirdi. Dünya Gönüllü Kan Donörleri Günü'nde verilen “Bir damla insanlık hayat kurtarır” mesajını hatırlatan Sönmezoğlu, kan bağışının bilinen hiçbir zararı olmadığını, aksine vücutta yeni kan hücrelerinin üretimini teşvik ettiğini belirtti. Bağış sonrası aşırı yorucu işlerden kaçınılması ve ağır yük taşımaktan sakınılması gerektiğini de ekledi. Prof. Dr. Sönmezoğlu, kan bağışı sürecinde yapılan sağlık kontrollerinin, bağışçılara genel sağlık durumları hakkında fikir verdiğini ancak asıl amacın, güvenli kanın alıcılara ulaştırılması olduğunu söyledi. AIDS, Hepatit B ve Hepatit C gibi kan yoluyla bulaşan hastalıkları taşıyan kişilerin kesinlikle kan bağışında bulunmaması gerektiğini de önemle vurguladı. Son olarak, özellikle 18 yaşını dolduran gençlere, düzenli kan bağışçısı olmaları çağrısında bulunarak, “Sağlığımızı paylaşalım, çünkü bir ünite kan bir insanın hayatını kurtarabilir” mesajını verdi.