Vücut ısısını dengelemek için doğal bir mekanizma olan terleme, bazı bireylerde kontrolsüz ve aşırı düzeyde gerçekleşebilir. Bu durum, bilimsel adıyla hiperhidroz olarak bilinen aşırı terleme, vücudun gereğinden fazla ter üretmesi anlamına gelir. Özellikle herhangi bir fiziksel aktivite, sıcak ortam veya belirgin bir neden olmaksızın ortaya çıkan bu terleme, sosyal yaşamı ve günlük aktiviteleri ciddi şekilde kısıtlayabilir. Hatta bazı kişilerde kıyafetlerin sık sık değiştirilmesi ihtiyacı doğuracak kadar yoğun olabilir.
Aşırı Terlemenin Nedenleri ve Belirtileri
Aşırı terleme, avuç içleri, ayak tabanları, koltuk altları ve yüz gibi bölgelerde daha sık görülür. Bu durumun altında yatan nedenler oldukça çeşitlidir. Genetik yatkınlık, enfeksiyonlar, diyabet, tiroit hastalıkları, obezite ve kalp yetmezliği gibi sağlık sorunları aşırı terlemeye yol açabilir. Ayrıca menopoz ve hamilelik gibi hormonal değişimler de terleme artışına neden olabilir. Birincil (primer) bölgesel aşırı terleme genellikle ısı artışı, egzersiz, stres ve genetik faktörlerle tetiklenirken, ikincil (sekonder) aşırı terleme ise obezite, diyabet, tiroit hastalıkları, menopoz, hamilelik, gut hastalığı, sinir sistemi bozuklukları, alkol veya alkolizm, solunum ve kalp yetmezliği gibi durumlarla ilişkilidir.
Aşırı terlemenin belirtileri, hastalığın tipine ve yaş grubuna göre farklılık gösterebilir. Ciltte sürekli ıslaklık hissi, kıyafetlerde sık ter kaynaklı nemlenme, vücut kokusunda artış, ciltte tahriş, kaşıntı veya enfeksiyon eğilimi yaygın belirtiler arasındadır. Çocukluk çağında yazma zorluğu, klavye kullanımında güçlük veya müzik aleti çalarken elin kayması gibi işlevsel sorunlar gözlemlenirken, yetişkinlerde el sıkışmaktan kaçınma ve sosyal ortamlarda rahatsızlık gibi sosyal etkiler ön plandadır. İleri vakalarda ellerin saniyeler içinde yeniden terlemesi ve nadiren de olsa el bileklerinden itibaren renk değişiklikleri veya ciltte pullanma gibi dermatolojik bulgular da görülebilir.
Tanı ve Tedavi Yöntemleri
Aşırı terleme şikayeti olan kişilerin ilk olarak dahiliye veya dermatoloji uzmanlarına başvurması önerilir. Ancak altta yatan başka bir neden şüphesi varsa, endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları, nöroloji veya ilgili branşlara yönlendirme yapılabilir. Tanı genellikle hastanın öyküsü ve fizik muayene ile konulsa da, kan testleri, tiroit fonksiyon testleri, kan şekeri ölçümleri ve hormonal incelemeler gibi laboratuvar tetkikleri de yapılabilir. Bu testler, diyabet, tiroit hastalıkları veya hormonal bozukluklar gibi ikincil nedenleri dışlayarak tanının netleşmesine yardımcı olur.
İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Meral Maralcan, aşırı terleme tedavisinin hastalığın tipine, şiddetine, etkilenen bölgeye ve altta yatan nedene göre kişiye özel planlandığını belirtiyor. İkincil aşırı terlemede öncelik, terlemeye neden olan diyabet veya tiroit hastalıkları gibi temel sağlık sorunlarının tedavisidir. Primer bölgesel aşırı terleme vakalarında ise farklı tedavi seçenekleri değerlendirilir. İlk basamakta genellikle terlemeyi azaltıcı krem ve deodorantlar tercih edilir. Daha etkili bir yöntem olan botoks tedavisi, terlemeye neden olan sinir iletimini geçici olarak bloke ederek ter bezlerinin aktivitesini azaltır. Özellikle koltuk altı bölgesinde uzun süreli etki sağlarken, el bölgesinde etkisi birkaç ay sürebilir. Bu yöntemlerden yeterli fayda sağlanamayan durumlarda, özellikle el ve ayak terlemelerinde düşük seviyeli elektrik akımı ile uygulanan tedavi yöntemleri de kullanılabilir.




