Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi (MDBF) Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Burhan Pektaş, geleceğin teknoloji dünyasına yön verecek mühendis adaylarına sunulan imkanları detaylandırdı. Pektaş, öğrencilerin sadece teknik bilgiyle yetinmeyip, disiplinlerarası bir yaklaşımla yetiştirilmesinin önemine dikkat çekti.

Teknoloji Üreten Nesiller Yetiştirmek

Prof. Dr. Burhan Pektaş, geleceğin teknolojilerini geliştirecek ekiplerde yer almak isteyen öğrencilerin güçlü bir teorik eğitimin yanı sıra, disiplinlerarası çalışma kültürü, kapsamlı araştırma altyapısı ve pratik uygulama deneyimine sahip olmaları gerektiğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi'nin mühendislik, yapay zekâ, veri bilimi, biyoteknoloji ve nörobilim gibi farklı alanları tek bir çatı altında birleştirerek öğrencilerine çok yönlü bir çalışma ortamı sunduğunu belirtti. Pektaş, öğrencilerin lisans eğitimleri sırasında araştırma projelerine aktif olarak katıldığını, laboratuvarlarda çalışarak gerçek problemlere çözümler ürettiğini ve bu sayede sadece teknoloji tüketen değil, aynı zamanda teknoloji üreten bireyler olarak mezun olduklarını ifade etti.

Yapay Zeka Çağında Gerekli Beceriler

Yapay zekânın mühendislik mesleğini kökten değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Pektaş, yapay zekâ çağında teknik bilginin temel bir gereklilik olmaya devam ettiğini, ancak artık tek başına yeterli olmadığını dile getirdi. Mühendis adaylarının analitik düşünme, problem çözme, eleştirel değerlendirme, veri okuryazarlığı, ekip çalışması ve etkili iletişim becerilerine de sahip olmalarının zorunlu olduğunu ekledi. Teknolojinin toplumsal etkilerini anlayabilen mühendislerin ön plana çıkacağını vurgulayan Pektaş, etik farkındalık, yaşam boyu öğrenme alışkanlığı ve değişen teknolojilere hızlı uyum sağlama yetkinliğinin büyük önem taşıdığını; geleceğin mühendislerinin sadece algoritma geliştirmekle kalmayıp, teknolojinin toplumsal etkilerini de değerlendirebilen profesyoneller olacağını söyledi.

Yapay zekânın birçok yeni uzmanlık alanını beraberinde getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Burhan Pektaş, önümüzdeki yıllarda yapay zekâ destekli sistem mühendisliği, otonom sistemler mühendisliği, yapay zekâ güvenliği, açıklanabilir yapay zekâ, biyoinformatik ve hesaplamalı biyoloji, dijital sağlık teknolojileri, akıllı üretim sistemleri ve endüstriyel veri analitiği gibi alanların önem kazanacağını öngördü. Ayrıca, insan ile makine etkileşimini esas alan çalışmaların ve siber güvenlik ile yapay zekânın birleşiminden doğan yeni uzmanlık alanlarının da hızla gelişeceğini belirtti.

Disiplinlerarası Yaklaşım ve Sektörle Entegrasyon

Üsküdar Üniversitesi'nin en önemli özelliklerinden birinin disiplinlerarası eğitim modeli olduğunu belirten Prof. Dr. Burhan Pektaş, mühendislik bilimlerini sağlık, biyoteknoloji ve davranış bilimleriyle aynı akademik çatı altında buluşturmanın avantajlarına değindi. Bu sayede öğrencilerin klasik mühendislik problemlerinin yanı sıra sağlık teknolojileri, biyolojik veri analizi, dijital sağlık uygulamaları ve yapay zekâ destekli karar sistemleri gibi güncel alanlarla tanıştıklarını ve farklı sektörlerde çalışabilecek çok yönlü bir yetkinlik kazandıklarını ifade etti. Yapay zekâ ve veri biliminin artık sadece bilgisayar mühendisliğinin değil; Yazılım Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği, Moleküler Biyoloji ve Genetik, Biyomühendislik gibi birçok bölümün ortak çalışma alanı haline geldiğini vurgulayan Pektaş, fakültedeki öğrencilerin farklı disiplinlerden dersler alarak veri analitiği, makine öğrenmesi ve yapay zekâ uygulamalarını kendi uzmanlık alanlarına entegre etme fırsatı bulduklarını aktardı.

Teorik eğitimin uygulamayla desteklendiğini belirten Prof. Dr. Burhan Pektaş, öğrencilerin bitirme projeleri, araştırma projeleri, TEKNOFEST çalışmaları, laboratuvar uygulamaları ve akademik-sanayi iş birlikleri kapsamında gerçek problemlere yönelik projeler geliştirdiğini söyledi. Yapay zekâ tabanlı karar destek sistemlerinden robotik uygulamalara, biyolojik veri analizinden siber güvenlik çözümlerine kadar geniş bir yelpazede uygulamalı çalışma imkanı sunulduğunu ve bu sürecin öğrencilerin teorik bilgilerini pratiğe dönüştürmelerine önemli katkı sağladığını belirtti. Üniversite-sanayi iş birliklerinin sürekli geliştiğini de ekleyen Pektaş, öğrencilerin staj, proje ve araştırma faaliyetleri kapsamında teknoloji, yazılım, savunma sanayi, sağlık teknolojileri şirketleri ve çeşitli Ar-Ge merkezleriyle çalışma fırsatı bulduğunu, kariyer merkezleri ve sektör paydaşları aracılığıyla profesyonel iş dünyasıyla erken dönemde tanışmalarının desteklendiğini ve bu sayede öğrencilerin mezun olmadan önce sektör deneyimi kazanarak kariyerlerine daha güçlü bir başlangıç yaptıklarını sözlerine ekledi.