Manisa'da son dönemde eğitim kurumlarında gözlemlenen akran zorbalığı, kavgalar ve öfke patlamaları, kent gündeminde önemli bir yer tutmaya devam ediyor. Bu üzücü gelişmelerin ardından değerlendirmelerde bulunan yüksek inşaat mühendisi, eğitim gönüllüsü ve yatırımcısı Osman Nuri Bakırcı, okullardaki şiddet ve tahammülsüzlük hadiselerinin yalnızca disiplin kuralları çerçevesinde ele alınamayacağının altını çizdi. Bakırcı, toplumun tüm kesimlerini ortak bir sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ederek, “Bir çocuğun davranışını düzeltmek istiyorsak önce o davranışın arkasındaki sebebi anlamalıyız. Çocuklarımızı suçlamak yerine onlara kulak vermeliyiz” ifadelerini kullandı.

Eğitim Kurumları Sadece Akademik Bilgi Yuvası Değil

Osman Nuri Bakırcı, okulların sadece akademik bilgi aktarılan merkezler olmadığını belirterek, sosyal gelişimin önemine dikkat çekti. Bakırcı, “Okul yalnızca matematiğin, Türkçenin, fen bilgisinin öğretildiği bir yer değildir. Çocuklarımız orada paylaşmayı, arkadaşlığı, farklılıklara saygıyı, birlikte yaşamayı ve kendilerini ifade etmeyi de öğreniyor. Ancak bugün bazı çocuklarımızın öfkesini kontrol etmekte zorlandığını, küçük anlaşmazlıkların kavgalara dönüşebildiğini, arkadaşlar arasında dışlama, küçümseme ve akran zorbalığı yaşanabildiğini görüyoruz. Peki, çocuklarımız neden bu kadar gergin? Bu sorunun cevabını yalnızca çocuklarda aramayalım” şeklinde konuştu.

Günümüz çocuklarının ciddi psikolojik baskılar altında büyüdüğüne değinen Bakırcı, sorunun temelindeki etkenleri şöyle açıkladı: Dijital dünyanın olumsuz etkileri; telefon, sosyal medya ve dijital oyunların çocukların yaşamının merkezinde yer alması, çocukların erken yaşta yetişkin tartışmaları, gösterişli yaşamlar ve şiddet içeriklerine maruz kalmasına neden oluyor. Gelecek kaygısı ve baskı; sınav stresi, akran çevresinde kabul görme arzusu ve ailelerin yüksek beklentileri çocuklarda ciddi bir baskı yaratıyor. Bakırcı, bu faktörlerin göz önünde bulundurularak okullardaki öfke patlamalarının sadece “disiplinsizlik” olarak geçiştirilmemesi gerektiğini belirtti.

Akran Zorbalığı Normalleştirilmemeli

Eğitim gönüllüsü, okullardaki akran zorbalığının sıradanlaştırılmaması gerektiğini vurguladı: “Bir çocuğun başka bir çocuğu sürekli aşağılaması, dışlaması, korkutması veya küçük düşürmesi normalleştirilmemelidir. Aynı şekilde zorbalığa maruz kalan çocuğun sessizliği de 'Bir şey yoktur' şeklinde değerlendirilmemelidir. Çocuklarımızın birbirine karşı merhamet, saygı ve empati duygusunu güçlendirmeliyiz. Burada hem zorbalığa uğrayan çocuğa sahip çıkmalı hem de zorbalık yapan çocuğun neden böyle davrandığını araştırmalıyız. Çünkü bizim amacımız çocuklarımızı kaybetmek değil, kazanmak olmalıdır.”

Ailelere ve Topluma Önemli Çağrılar

Çocukların ebeveynlerinin sözlerinden çok davranışlarını örnek aldığını hatırlatan Osman Nuri Bakırcı, ailelere kritik uyarılarda bulundu: Çelişkili mesajlar vermeyin; çocuğa “Bağırma” deyip evde bağırmak veya “Telefonu bırak” deyip sofrada telefonla ilgilenmek, verilen mesaj ile davranış arasında çelişki yaratır. Nitelikli zaman ayırın; çocukların okul notları kadar, onların ruh hallerini ve günlerinin nasıl geçtiğini sormak da önemlidir. Bazen bir çocuğun ihtiyacı yeni bir telefon değil, ebeveyniyle geçireceği kaliteli bir saattir. Bakırcı ayrıca, okullardaki tüm yükün öğretmenlere bırakılmasının yanlış olduğunu, aile, okul yönetimi ve rehberlik servislerinin iş birliği içinde çalışması gerektiğini ifade etti. Hedefin suçlu bulmak değil, çözüm üretmek olması gerektiğini aktardı.

Çocukların sadece ders ve karne üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine işaret eden Bakırcı, çözüm önerilerini şöyle sıraladı: Spor sahaları, sanat atölyeleri, müzik, tiyatro, kütüphaneler ile bilimsel ve teknolojik çalışmalar çocukların hayatında daha fazla yer almalı. Çocukların enerjisi bastırılmak yerine yetenekleri doğrultusunda doğru alanlara yönlendirilmeli. Yüksek İnşaat Mühendisi Osman Nuri Bakırcı, açıklamasını toplumsal birliktelik çağrısıyla tamamladı: “Bir ülkenin geleceği çocuklarının gözlerinde başlar. Onların gözündeki umudu kaybedersek çok şey kaybederiz. Bu nedenle gelin birbirimizi suçlamayı bırakalım. Aile, öğretmen, okul ve toplum olarak aynı soruyu soralım: 'Çocuklarımız için daha iyisini nasıl yapabiliriz?' Çünkü bugün çocuklarımızın elinden tutarsak, yarın onlar ülkemizin elinden tutacaktır.”