Ortadoğu'da artan tansiyon, özellikle İsrail'in Şam'daki İran diplomatik tesisine yönelik saldırısı ve Tahran'ın misilleme tehditleri sonrası, İran'ın askeri kapasitesini ve savunma stratejilerini gündeme taşıdı. İsrail, söz konusu yerleşkenin askeri komutanlar tarafından kullanıldığı gerekçesiyle meşru bir hedef olduğunu savunurken, İran'ın geçmişte ABD'nin Kasım Süleymani'ye yönelik operasyonuna balistik füzelerle karşılık vermesi, ülkenin misilleme gücünü göstermişti.

ABD ve İsrail'den Temkinli Yaklaşım

Washington ve Tahran'dan yapılan son açıklamalarda, İran'ın olası bir misillemesinde ABD hedeflerinin bu kez amaçlanmayacağı beklentisi dile getirilirken, ABD Başkanı Joe Biden İsrail'e “kararlı” destek sözü verdi. Analistler, hem ABD'nin hem de İsrail'in şu ana kadar İran'a doğrudan askeri saldırıdan kaçındığını belirtiyor. Bölgede uzun süredir devam eden “gölge savaşı” kapsamında İsrail, İran'ın askeri ve nükleer tesislerini hedef alırken, komutanları ve bilim insanlarını suikastlerle ortadan kaldırdı. İran ise vekil güçler aracılığıyla bölgedeki nüfuzunu sürdürüyor.

İran'ın Askeri Yapısı ve Envanteri

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nün geçen yılki raporuna göre, İran silahlı kuvvetleri, geleneksel ordu ve İslam Devrim Muhafızları Birliği olmak üzere iki ana kurumda en az 580 bin muvazzaf ve 200 bin eğitimli yedek personele sahip. Bu sayı, İran'ı Orta Doğu'nun en güçlü orduları arasına sokuyor. Her iki kurumun da ayrı kara, hava ve deniz kuvvetleri bulunuyor. Devrim Muhafızları bünyesindeki Kudüs Gücü, Lübnan'daki Hizbullah, Yemen'deki Husiler ve Irak ile Suriye'deki milis grupları gibi “direniş ekseni” vekil güçlerini desteklemekle görevli. Bu vekil milisler, İran'ın saldırıya uğraması durumunda destek verebilecek önemli müttefikler olarak kabul ediliyor.

İran'ın askeri stratejisi, onlarca yıldır füze, insansız hava aracı (İHA) ve hava savunma sistemleri geliştirmeye odaklanmış durumda. Ülke, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğini aksatabilecek sürat tekneleri ve küçük denizaltılardan oluşan geniş bir donanmaya sahip. Askeri uzmanlar, İran'ın Orta Doğu'daki en büyük balistik füze ve İHA cephaneliklerinden birine sahip olduğunu belirtiyor. Bu envanterde, 2 bin kilometreye kadar menzile sahip balistik füzeler, seyir ve gemisavar füzeler yer alıyor. İranlı komutanlara göre, Tahran ayrıca 1.200 ila 1.550 mil menzilli, radardan kaçma yeteneğine sahip geniş bir İHA filosuna sahip. İran, ürettiği İHA'ları Rusya'ya ihraç ederek Ukrayna ve Sudan gibi çatışma bölgelerinde kullanılmasına olanak tanıdı.

Yerli Üretim ve Yaptırımların Etkisi

Uluslararası yaptırımlar, İran'ı yüksek teknolojili silahlar ve yurt dışından tedarik edilen tanklar, savaş uçakları gibi askeri teçhizattan mahrum bıraktı. 1980'lerdeki Irak-İran Savaşı sırasında silah temininde zorlanan İran, 1989'da dini lider Hamaney'in talimatıyla yerli bir silah endüstrisi kurmaya başladı. Uzmanlar, İran'ın bugün büyük miktarda füze ve İHA'yı yerli imkanlarla ürettiğini ve bu savunma üretimine öncelik verdiğini belirtiyor. Zırhlı araçlar ve büyük donanma gemileri alanındaki yerli üretim çabaları ise henüz istenilen düzeye ulaşamadı. İran, yerli üretim filosunu genişletirken, Kuzey Kore'den küçük denizaltılar da ithal ediyor.